MENÜ
5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle basın açıklaması

Adana Baro Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık, yargı ve savunma mesleğine yönelik siyasi iktidarın saldırılarının her geçen artmasından dolayı 5 Nisan Avukatlar gününü üzgün, kırgın ve kızgın bir şekilde kutlamak zorunda bırakıldıklarını söyledi.
Avukatlar Günü olması nedeniyle yapılan basın açıklamasına, önceki dönem baro başkanları, meslektaşlarımız ve basın mensupları büyük ilgi gösterdi. Av. Çıtırık, "Oysa 4000 yıllık geçmişi olan mesleğimizin bu özel gününü, mutlulukla, coşku ve sevinç içerisinde kutlamak isterdik. Çok üzgünüz. Çünkü daha birkaç gün önce bir meslektaşımız İstanbul Çağlayan Adliyesinde görevi başında öldürüldü. Cumhuriyetimizin Savcısı Mehmet Selim Kiraz şahsında adalete kurşun sıkanlar bizi de yüreğimizden vurmuştur. " dedi.
Baro Başkanı Mengücek Gazi Çıtırık, Avukatlar Haftası dolayısıyla adliye içerisindeki Mahmut Esat Bozkurt Salonu'nda düzenlenen basın açıklamasında, İstanbul Adliyesi'ndeki terör saldırısında şehit olan savcı Mehmet Selim Kiraz'a, Allah'tan rahmet, yargı camiasına da başsağlığı diledi.
Av. Çıtırık, olayın sorumlularını belirleme yerine avukatlık mesleğinin sorumlu olarak gösterildiğini iddia ederek, şunları kaydetti:
"Avukatların bir günah keçisi olarak ilan edilmesini ve bunu ilan eden zihniyeti bir kez daha kınıyorum. Avukatlık mesleği, yargının kurucu unsularından olup savunmayı serbestçe temsil eden bir meslek olduğunu gibi avukatlar adliyenin giriş çıkışından ve güvenlik sorunundan sorumlu değildir. Bu sorumluluk kimlere verilmişse öncelikle bu sorumlular üzerinden gerekli soruşturmar başlatılmalıdır. Eğer ulaşılabilmiş kanıtlar içerisinde mesleğe yönelmiş bir şey varsa bunun ortaya koyulması gerekmektedir."
Yargının sorunlarının her geçen gün arttığını savunan Çıtırık, "Türkiye 'de yargı artık görevini yapamaz hale gelmiştir" dedi.
Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık, yargının sorunlarının her geçen gün artığını söyledi. Yargının, iktidar mücadelesinin, rejimi dönüştürebilmenin ve üstünlerin hukukunun hakim olması için kullanılan bir araç haline getirildiğini savunan Av. Çıtırık, Türkiye'de her türlü mesajın yargı üzerinden verilmeye devam edildiğini vurguladı. Avukatlık mesleğinin hala 'olsa da, olmasa da olur' mantığı ile şekli bir unsur olarak görüldüğünü ileri süren Av. Çıtırık, meslektaşlarına yönelik sözlü ve fiili saldırıların sürdüğünü anlattı.
Bu sıkıntıların parmak çoğunluğu ile 'ben bu şekilde istiyorum' diyerek, torba yasalarla çözülmeyeceğinin ortaya çıktığını belirten Çıtırık, yargının meselelerinin daire sayılarını artırmakla da halledilemeyeceğini kaydetti. Avukatlar Haftası dolayısı ile Adliye Sarayı'ndaki Mahmut Esat Bozkurt Salonu'nda düzenlenen toplantıda konuşan Av. Çıtırık, "Yargını sorunlarını çözmek istiyorsanız kuvvetler ayrılığı ilkesine, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanacaksınız. Hukukun üstünlüğünü içinize sindirmeseniz parmak üstünlüğüne dayalı çoğunluğunuzla ve bugün için taşımış olduğunuz çeşitli sıfatlarla avukatlık mesleğini ve yargıyı baskı atında tutmanın bir anlamı bulunmamaktadır." dedi.
2015 yılı Adalet Bakanlığı bütçesinin 8 milyar 600 milyon olarak öngörüldüğünü ifade eden Av. Çıtırık, bu rakamın 3.5 milyarının mahkemeler, 3 milyarının ise cezaevi giderleri ile birlikle personel için harcanacağını açıkladı. Aştırma ve geliştirmeye yönelik her hangi bir harcamanın yapılmayacağına dikkat çeken Av. Çıtırık, "Avrupa Konseyi Etkin Yargı Komisyonu'nun 2012 verilerine göre üye ülkelerde kişi başına mahkeme ve savcılık harcamaları 53 Euro iken Türkiye'de bu rakam 16 Euro'da kalmıştır. Avrupa'da adli yardıma kişi başına 8 Euro, Türkiye'de 1.1 Euro harcandığı görülmekte. Hakim başına dosya sayısı ise 200 ile 780 şeklinde belirlenmiş. Adalet Bakanlığı avukatlarla ilgili her türlü soruşturmaya izin veriyor. Ancak (bakanlıkta) avukatlarla ilgili bağımsız bir bölüm yok. Daha çok cezaevleri ve adliye yapımıyla ilgilenen bakanlık araştırma-geliştirme harcamalarına gerekli payı ayırmıyor." diye konuştu.
31 Mart günü uğradığı terör saldırısında şehit düşen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'a Allah'tan rahmet dileyen Çıtırık, şunları söyledi: "Terörü asla bir yöntem olarak kabul etmiyoruz. Ancak olayların sonrasında gerçekleşen ve güvenlik zafiyetinden kaynaklanan sorunun, sorumlularını belirleme yerine, sorumlu olarak avukatlık mesleğinin gösterilmesi ve avukatları günah keçisi ilan eden zihniyeti kınıyorum. Avukatlar adliyenin giriş çıkışından ve adliyenin güvenlik sorunundan sorumlu değildirler. Bu sorumluluk kimlere verilmiş ise öncelikle bunlarla ilgili gerekli soruşturmalar başlatılmalı. Eğer ulaşabildiğimiz kanıtlar içerisinde mesleğe yönelmiş bir şey varsa bunun ortaya konulması olması gerekir. Sistemli bir şekilde gerek kaçak sarayın sakini, gerekse de başbakan tarafından ve bunların emrindeki medyanın mesleğimize yöneltmiş haksız eleştiri ve kara propagandayı doğru bulmadığımı ve bir kez daha kınadığımı belirtmek isterim."
İç Güvenlik Yasası'nın 'kaçak sarayın sakini' tarafından onaylandığını hatırlatan Çıtırık, "Kaçak Saray sakinin onaylamış olduğu bu paket TBMM sunulurken de Başbakan tarafından toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin hedeflendiği zaten dile getirilmişti. Paket ile toplumsal muhalefeti dile getirenlerin, farklılıkların baskı, zulüm ve yıldırma ile açık faşizmin ilan edildiği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye iç güvenliğe 2006 ile 2014 yıları arasında harcadığı 6 milyar 651 milyon lira, 22 milyar 262 milyon TL'ye çıkmıştır. 2016' da bu rakamın 26 milyarı bulması beklenmekte. İdare ve kolluğa veriler yetkilerle ülkede her türlü keyfiliğin, gözaltı, kayıp ve faile meçhul cinayetlerin bir kez daha yaşanmamasını dilemekteydik. Siyasi partiler ve baroların İç Güvenlik Paketi'nin neden yasalaşmaması gerektiği konusunda yaptığı uyarlar dikkate alınmamış.. Hedefledikleri ve özledikleri yönetim anlaşışını hakim kılmak için İç Güvenlik Paketi'ni yürürlüğü girdi. Hepimiz artık birer olağan şüpheliler durumundayız."
Adana Baro Başkanı Av. Çıtırık, konuşmasını Vedat Türkali'nin "Bekle Bizi İstanbul" isimli şiirini okuyarak tamamladı.
İSTANBUL
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul
Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok
Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir
Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez
Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı
Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın
Vedat TÜRKALİ
06.04.2015